03:40 17.11.2005 Bir kaç satır yazdı ve sildi genç.Bir kaç satır daha...Ama asla ve asla içindekileri anlatamazdı satırlarla.Sevmenin tarifini,"O"nu anlatamazdı. Karanlık çökerken şehirin üzerine,şehirin boş caddelerinde gezme isteği kapladı içini.Montunu aldı,telefon defterine şöyle bir baktı,arabileyeceği bin kişi vardı listede belki de.Bu bin kişiden Yediyüzelli tanesi arkadaşı-tanıdığı,kalan ikiyüzelli kişinin ellisi yakın arkadaşı,elliden kalanda bir elin parmakları kadar dostu vardı.Öyle ya, "Keşke" dedi.Keşke "O"nu arayabilseydim.Onunla konuşmak nede iyi olurdu."Yüzbinlerce yıldır sesini duyamadım" diye içinden geçiriyordu saçları dalgın ayakkabısını giyerken. Bir dakika sonra asansörün düğmesine basıp,aşağı katta ki,duvar boyalarında simsiyah tekerlek izleri olan apartmanından çıkıp yürümeye başladı. Kafasında bir oradan bir buraya bir türlü düşüncesi vardı.Gerçekleştiremediği,yarım yamalak,yapması gereken.Daha bilgisayarını bile tam takım gıcır gıcır işler hale getiremiyordu.Önce bilgisayarını,sonra odasını,sonra giysilerini yaklaşık 10 gün içerisinde toparlayıp gıcır gıcır etmek zorundaydı. "Zorunlulukmuş..!Saçmalıyorum yine bitireceğim işleri biriktirdim işte" diye düşünürken,önünde ki minnacık yavru kediyi az kalsın eziyordu.Yere çömeldi. Kedinin başını okşarken,kedi ona sessizce bakarak fısıltılı bir şekilde miyavladı, "Benide al gidelim beraber" dercesine."Annem kedileri almama izin vermez eve,kusura bakma" derken bir yandanda başını okşamaya devam ediyordu kaldırımda. "Gel sana bir süt bayramı yaptırayım ne dersin?" Kedi durup sessiz gözlerle baktı.Belliydi ki, çok yorgun ve üşümüş görünüyordu bu soğuklardan.Gencin pantolonuna sürtündü. "Hişşşt! Tek üşüyen sen değilsin bende üşüyorum ama bu pantolonun daha yıllık yıkanma mazisi gelmedi ona göre!" Kıyamadı bir an,kucakladı kediyi.Gerçi kediler nasıl kucaklanır onuda bilmiyordu tam olarak.Hem sevip,hemde korkuyordu aynı zamanda. "Altı üstü ufak bir yavrusun,beni yemezsin değil mi?" "Bak yiyecek olursan,benim arkamdan kimse yas tutmaz,ona göre ya sütü seç ya beni." Genç, kucağında gayet keyifli görünen yavrunun gözlerine tekrar sessizce baktı. "Ne düşünüyorsun? Konuşmayacak mısın benimle? Sana sevdiğimi söyledikten sonra bırakırmısın yoksa beni?" Kedi sessizce miyavladı ve kafasını gencin montuna yasladı. "Sanırım bu sevdiğin manasına geliyor beni..Ama az sonra gideceksin,biliyorum!..Gideceksin sevdiğimi bilip,söylediğimde" Kucağında yavru ile bakkala girdiğinde,bakkal dik dik baktı kediyi öldürmek istercesine.Genç bakkaldan hızlı davranıp, ,hızlıca cebinden parasını çıkarıp verdi sütün.Yere bir anlıkda olsa bıraktığı şeker yaratık önce şaşırdı,sonra acı bir miyavlama ile boyundan katlarca büyük olan gencin yüzüne baktı. "Tamam" dedi genç.Hadi bakalım,burada yollarımız ayrılıyor."Bir kenara sütünü koyacağım ve içtikten sonra gideceksin olur mu?Aşkımız buraya kadar" Yavru sesini çıkarmadı.Gencin dediklerini anlarmış gibi gözlerine bakıyordu hüzünlü hüzünlü.Sütü açtı,yere koydu.Yavru önce merak etti.Sonra gelip gencin paçalarına biraz daha sürtündü.Genç sütü yaklaştırdığında,açlığı üstün geldi ve sütü içmeye başladı. "Hadi bakalım şifa olsun,içtikten sonra şükretmeyi unutma,bana değil ama!" Genç,yavrunun orada mırıl mırıl sütü içmesini izledi bir süre.Tam gidecekken,arkasından yavru miyavlayarak koşturmaya başladı bir anda. "Ohooo seninle işimiz var" diyerek baktı genç.Yürümeye devam etti.Biraz daha yürüdü,biraz daha,biraz daha... Yavru bir türlü peşini bırakmak bilmedi.Genç yürüdü,yavru kovaladı.Genç apartmanına girdi ve kapıyı kapattı.Camdan son bir kere bakıştılar. Bu bakışmaları ilk ve sondu.Acımasız kış gecelerinden biri daha geldi aniden.Tipi gibi bir anda ortaya çıkan rüzgar ve kar,devam etti saatlerce. Gece boyunca bastıran kar yağışı altında,sabah kapının önündeki bahçede bir yavru uzanıyordu karların içinde. Asla bırakıp gitmediği ve gitmeyeceğini söylediği gözleri ile... 04:09 17.11.2005 M.u.M.i.